
Diyarbakır ve Mardin gezisinden sonra, “Peygamberler şehri” olarak anılan ve “insanlığın 0 noktası”nı görmeden dönmek olmazdı. Bu yazımda sizlere minik bir Şanlıurfa gezi rehberi yaparak, kısıtlı zamanınız varsa hızlıdan nereleri görebileceğinizi anlatacağım.
Hz. Eyyüp Nebi Türbesi
İslamiyette “teslimiyet” dendiği zaman şüphesiz ki bu konuda ilk akla gelen peygamber Hz. Eyyüp. Sabrını anlatmak için türbenin hemen girişinde çok güzel bir taş blok var.

Urfada yaşar idi Hazreti Eyyüp Nebi
Evladı malı çoktu sağlığı yerindeydi
Sığmazdı davarları ne ovaya ne ile
Yaylağı Karacadağ sürüsü binler ile
Allah’ın hikmetidir araya girdi şeytan
İmtihan olsun diye müsade çıktı Hak’tan
Önce gitti malları evladı ve sağlığı
Canını sarı kurtlar çürüdü solu sağı
Şükretti Hamdetti hep teslim idi Allah’a
Sevgisi bağlığı arttı daha
Sabır timsali oldu melcei cevabı Hak
Şifa buldu Urfada dertlilere sığınak
Ona Eyyüp Nebide Emr-i Hak oldu vaki
Onyedi köy vakfetti Sultan Murd-ı Rabi
Hz. Eyyüp Sabır Makamı Hikayesi
Hz. Eyyüp, son derece zengin ve çoluk çocuğu olan bir peygamber. Ancak ardından Allah, sınav için bir bir önce varlığını, sonra evlatlarını alır. Bunun devamında ise yavaş yavaş vücudunda hastalık oluyor. Vücudunun çeşitli yerlerinde etler kesiliyor.
Akrabaları ise O’nun bulaşıcı bir hastalığa yakalandığını düşünerek, etrafından bir bir ayrılırlar. Hz. Eyyüp ise “veren Allah, alan Allah” diyerek acısını yaşamaya devam ediyor. Şifa duasından önce sabır duası yapıyor. “İsyan etmeden bu başıma gelenlere katlanmalıyım” diyerek, kendisini bir taşa yaslıyor ve sıkıntısını burada yaşamaya çalışıyor.

“Sabır taşı çatladı” deyimi işte tam olarak buradan gelmekte. Yanında sadece eşi kalıyor. Eşi ile beraber Hz. Eyyüp acısını çekmeye çalışırken, şeytan kalbine vesvese koymaya çalışır. Ancak bunu başaramaz, Hz. Eyyüp sınavını başarıyla tamamlar.
Bunun üzerine Allah, Hz. Eyyüp’e topuğunu yere vurmasını, çıkacak olan suyla vücudunu yıkamasını ister. Ayağını yere vurur vurmaz yerden bir su çıkar ve Hz. Eyyüp bununla vücudunu yıkar, içindeki ve dışındaki tüm hastalıklardan kurtulur.

Buraya gelen herkes mutlaka şişeleriyle bu çeşmeden su alıyor. Kimisi hastası için, kimi kendisi için, kimi bir yakını için.


Avlusunda ise son derece güzel, bir o kadar da ferah bir cami bulunmakta. Bu yoğunluk ve kalabalığa rağmen, ben gittiğimde içeride sadece ben vardım. Yeni yerler gördüğümde, oradaki camilere girerek en azından 2 rekat “şükür namazı” kılmayı seviyorum. Bana kalırsa camiler o şehrin “sessiz bekçileri”. Yüzyıllardır ayaktalar, nice savaşlar, nice ölümler, nice topluluklar gördüler. Her birinin köşesinde bucağında mutlaka bunlardan izler bulmak mümkün.

Göbeklitepe : Tarihin Sıfır Noktası
Göbeklitepe ile ilgili olarak Şanlıurfaya gelmeden önce belki 3-4 adet belgesel, bir o kadar da yazı okumuşumdur. Tarihsel anlamda özellikle de insan tarihi olarak son derece önemli bir yer olduğunu düşünüyorum. Tabi bir de işin komplo teorisyenleri bakış açısı var. Burada bir portalın olduğu, çeşitli çalışmalar yapılarak bu portala erişim sağlanabileceği düşünülüyor.
Ben uçak bileti bakarken, İnstagram üzerinde de bir kaç ablanın buradaki “portal çalışmaları” reklamı karşıma çıktı. Her düşünce ve inanca saygım var lakin bazen bilimden de ayrılmamak gerek diye düşünüyorum.
Göbeklitepe bölümü
Bu alana gelmeden hemen öncesinde alt kısımda müze kısmı var. Burada çeşitli ön bilgileri alabiliyorsunuz. Aynı zamanda tarihte Göbeklitepenin tam olarak nereye konumlanması gerektiğiyle ilgili de son derece isabetli bilgiler veriliyor.

Şanlıurfa’nın yaklaşık 18 km kadar kuzeydoğusunda, oldukça yüksek bir tepede çeşitli kabartmalar insanlara tarihin gerçeklerini fısıldar. Bu tepede, binlerce yıl öncesinde, henüz tekerlek bile yokken, insanlar metrelerce yüksekliğe sahip taş sütunlar dikilmiş.

1994’te bir çoban, tarlasındaki taşın ucunda farklı bir çıkıntı fark etti. Bunu alıp atmak istediğinde bir türlü kaldıramadı. Bu taşın, sıradan bir taş olmadığı ise bölgeye gelen Arkeolog Klaus Schmidt tarafından fark edildi.

Hemen bölgeye bir kazı alanı kuruldu ve kazılar ilerledikçe aslında Göbeklitepe’nin 12.000 yıl öncesine ait bir tapınak kompleksinin ilk taşlarının bulunduğu anlaşıldı. Bu, şimdiye kadar keşfedilen en eski yapıydı. Piramitlerden tam 7.500 yıl daha eski olan bu yapı, bilim dünyasını da heyecanlandırdı.

Şimdiye kadar genel kabul görmüş olan düşünce; tarım ve yerleşik hayat dinin doğmasına yol açıyordu. Ancak Göbeklitepe bunun tam tersini söylüyordu; inanç tarımdan çok daha önce hayatımıza girmişti.
Daireler şeklinde dizilmiş, ortasında 5-6 metre boyunda T şeklinde sütunlar mevcut. Yaklaşık 14 kadar varlar. Bu sütunlar üzerinde yılanlar, tilkiler, turnalar, akrepler. Günümüzde ne anlama geldikleri tam olarak keşfedilememiş olsa da, belki tanrıları belki de mitolojik hikayelerini bizlere aktardılar.
Daha kazılabilen sadece alanın neredeyse çeyreklik bölümü. Henüz kazılmayı ve gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen daha yüzlerce metrekare alan mevcut.

Şanlıurfa Balıklı Göl
Göbeklitepenin ardından Şanlıurfa gezi rehberi yazısında olmazsa olmazlar biri de şüphesiz ki balıklı göl.
Rivayete göre zalim hükümdar Nemrut, halkın inancını sarsmak için Hz. İbrahim’i de bir ateşte yakmak ister.

Tam bu alandan, mancınıkla Hz. İbrahim’i kocaman yanan ateşin içine atmak ister. Ancak yanan ateş birden serin bir suya

Ateşin içerisindeki odunlar ise balığa dönüşürler

O günden beri bu balıkları yemek yasaklanmıştır.
Eyyubi ve Osmanlı Döneminde balıklı gölün etrafına medreseler ve camiler eklenerek, daha da genişletilmiş. Burada yerel kıyafetler kiralayarak, geleneksel tarzda fotoğraflar çekebilmeniz de mümkün.
Eğer gün içerisinde yorulmuşsanız, su sesi eşliğinde dinlenmek için etrafında çok güzel kafeler de var.

İnsan burada hiç yorgun olur mu? Benim son derece beğendiğim çok çok güzel bir şehir Şanlıurfa.
Özetle
Eğer burada güzel yemekler yemek isterseniz, özel bir yere değil rastgele bir yere girseniz de kötü yemek bulma şansınız yok diyebilirim.
Ciğerleri Diyarbakır’a göre biraz daha ufak ancak lezzetli.
Kahveleri, tarihi yapıları, camileri ve kalesiyle Şanlıurfa gezmeye değer bir şehir. İnsanları da bir o kadar yardımsever. İyi ki varlar ❤


Comments (4)
Mae Gutmannsays:
19 Ağustos 2025 at 00:05Your writing has a way of resonating with me on a deep level. I appreciate the honesty and authenticity you bring to every post. Thank you for sharing your journey with us.
Haemossays:
19 Ağustos 2025 at 17:57Your words mean a lot, thank you 🙏 I’m really glad my writing could resonate with you. Knowing that my experiences connect with readers like you keeps me motivated to share more 🙏
Jonathan Hagenessays:
17 Ağustos 2025 at 09:30Nice blog here Also your site loads up very fast What host are you using Can I get your affiliate link to your host I wish my site loaded up as quickly as yours lol
Haemossays:
17 Ağustos 2025 at 14:15Thank you so much for your kind words and feedback. I’m currently hosting my site on my own server. If you’d like, we can exchange ideas about optimization via email 🙂