
Evet, belki bu yazı çok saçma bir yazı olacak ama bir yerlerden başlamam şarttı. Diyarbakır gezisinin ardından sıradaki durağımız Gecesi gerdanlık, Gündüzü seyranlık olan Mardin. 😍 Bu gezim aslında yaklaşık 2 ay kadar önce gerçekleşti ancak o kadar yoğun bir trafiğin içerisinde sakin bir “nefes alma” şansım olmadığı için henüz yazabiliyorum 😊
Tabi bir de doğu kesiminde gerçekten gezilecek öylesi güzel yerler var ki, yazılarımda bir kısmını anlatabiliyorum. Bu sebeple anlatırken de siz kıymetli okurlar için kuracağım cümleleri özenle seçmeye gayret ediyorum.
Dara Antik Kenti
Mardin Merkez kesmine yaklaşık 25 kilometre mesafede yer alan bu şehir, Mardin gezisinin ilk adımı oluyor. Bu bölge Oğuz köyü sınırları içinde kalmakta.

Bu antik kent, tıpkı Efes Antik Kenti gibi bir yaşam alanı olarak hazırlanmış. Esasen 6. yüzyılda Bizans tarafından Sasanilerle olan sınırı korumak için yaptırılsa da; zaman içerisinde sarnıçlar, agora, saray kalıntılar, kiliseler, nekropol ile bir yaşam alanı haline getirilmiş.

Bu alanda gezmeye başladığınızda, kendinizi bir film setinde gibi hissetmeniz son derece normal. Zira Mardin ve doğu bölgesine has toprak renginin, güneşin her farklı açıyla vuruşundaki muhteşem görüntüsü insanı adeta kendine hayran bırakıyor.

İşin bir diğer ilginç tarafı ise burada normal yaşam da devam etmekte. Antik kentin yaklaşık 5 km kadar bir alanda bulunan kalıntıları ortaya çıkarılmış. Ancak çalışmalar devam ediyor. Bu sebeple de kalıntıların olduğu bölümler haricinde etrafında yaşam devam ediyor. En basitinden şu örnek; üst tarafta evde yaşam sürerken, alt kısımda Zindan bölümü yer almakta.







Eğer burayı ziyaret etmek istiyorsanız, size tavsiyem;
- Kesinlikle rahat ve kaymayan bir ayakkabı tercih edin, çünkü mesafe biraz uzun. Yürüyebilirsiniz lakin çok da kısa mesafe olduğunu söyleyemem.
- Mümkünse akşam üzerine gün batımına yakın gidin. Antik şehre baktığınızda gün batımının o kızılımsı tonu şehri çok daha güzel gösterir.
- Rehberi girişte temin edebilirsiniz. Eğer rehbersiz gezecekseniz de tarihi mekanlara ilgi duymayanlar için çok anlam ifade etmeyecektir.
Eski Mardin – Tarihi Konaklar : Taşa İşlenmiş Zarafet
Mardin’in bir eski bir de yeni ayrımlı kısmı var. Tarihi konakların tümü, Eski mardin denen bölümünde yer alıyor. Burası, şu anda belediye tarafından da turizm amacıyla restore ediliyor. Buraya geldiğinizde aslında sokaklarında kaybolmak istiyorsunuz. Çünkü her sokak, apayrı bir konağa çıkıyor. Her konak birbirinden güzel. Burada konaklar adeta çevredekilerle bir “güzellik yarışı” içerisinde girmiş.

Tüm konaklar sarı kalker taşı ile inşa edilmiş. Bu taş zaman içerisinde güneşle beraber renk değiştiriyor. Sabah altın sarısı akşam ise kızıl tonlarda oluyor.
Bir diğer özellik ise her konakta mutlaka irili ufaklı çok güzel motifler var. Tabi bir de mahremiyete önem verilen bölgede, her konağın genişçe bir avlusu var. Benim günümüz toplumunda belki de en çok üzüldüğüm konuların başında avlulu evleri terk edişimiz geliyor diyebilirim.
Aynı zamanda tavanları son derece yüksek, yazların serin kışları ise oldukça sıcak. ( Kışını görmedim, görenler öyle diyolla 😅 )
Konakların neredeyse tümünde mutlaka bir ayak bastı parası alınıyor. Bu yüzden teraslı bir bölgeye gidip en azından “seyir terası” gibi kullanabilirsiniz.

Dönem dizi popülerliği
Bu fotoğrafta “Herc*i Konağı” yazısını görünce yeniden sinirim debreşti. Bir diğer üzüldüğüm nokta maalesef tam olarak bu. Bu bölge, bizim tarihimiz, kültür mirasımız. Ve yıllardır var ve inanın yıllardır burası böyle. Konaklar, yemekler, misafirperverlik ve çok daha fazlası. Ancak biz, tüm bunlara inanmıyoruz da gidip bir dizi seti burada diye koşturmaya başlıyoruz.
Konakların her birinin bir dizi adıyla anıldığı bir yer. Sadece bir kaç konak bunlardan kendini arındırmış. Onlar da yoğun ilgi karşısında kapı duvar. İçeride yaşam var mı yok mu anlaşılamıyor.
Buraya geldiğinizde mutlaka bir de baş bağlatma olayı var. Evet, bu yörenin insanı bunu günlük hayatında kullanıyor. Lakin bunu düğün kıyafetinin üzerine yapmıyor, yöresel kıyafetleriyla yapıyor 😁
Ancak turist olduğu 500 metre öteden belli olan insanların, sırf “İnstagram’a içerik” maksatlı sadece bir kaç saat başında tutacağı bağlama için sırada saatlerce bekliyor. Kasada bir kaç dakika fazla beklemeye tahammül edemeyen “Pelinsu” hanımlar burada nasıl heyecanlılar bir görseniz… 😂

Hayır, gezmek için illa ki bir yerin dizisinin mi yapılmasını beklemeliyiz? Böyleyken gezmek hem çok daha pahalı hem çok daha fazla kalabalık. Bu sebeple ülkemizin dört bir köşesinin cennet, dört bir köşesinin ayrı ayrı keşfedilmesi gerektiğini ekleyerek diğer durağımıza geçiyorum 🥰
Deyrulzafaran Manastırı
Oldukça oldukça oldukça beğendiğim bir yer oldu. Her şeyden önce Süryani geleneklerini ve kadim çok fazla bilgiyi burada rehber eşliğinde öğrendik. Bu çok kıymetliydi. Keşke her turistik mekanda böylesi bir hizmet yapılabilse. Girişte 2025 yılı için kişi başı 150 TL ödeme yapılıyor. Saat başı manastırdan onay geliyor ve grup grup ziyaretçiler ağırlanıyor.

Burasının manevi huzurunu bozmamak adına çok fazla fotoğraflamadım.

Sıradaki turu beklerken, burada Süryani şarabı tadımı yapabilir, çay içebilir ve Süryani çöreklerinden deneyebilirsiniz. Gölgelik bir alanda kafe mevcut.

Buranın en güzel tarafı söylediğim gibi rehber eşliğinde gezilmesi ve video çekimine izin verilmesi. Videoyu yakın zamanda temize çekerek bu yazıma da eklemeyi düşünüyorum.
Pizza Köy
Tabi bir de “mardin uçak bileti” araması yaptıktan algoritma tarafından devamlı Mardin gönderilerine maruz kalınca, İnstagram üzerinde de çok popüler olan pizza köy de karşıma çıktı. Bir merakla buraya da gidildi. Çok matah bir şey miydi? Yaaaani, eğer zamanınız kısıtlıysa şehir merkezlerinde de benzer lezzetleri deneme şansına sahipsiniz diyebilirim.

Yine de geleneği devam ettirmeleri açısından son derece saygı duyduğum bir mekan oldu.

Mardin Ulu Cami
Şehir merkezini gezerken, muhakkak kalabalık turist kafileleri görebilirsiniz. Bunlardan bazılarını takip ettiğinizde bakırcılar çarşısı tarzında bir yere çıkıyorsunuz.

Bu sokağın hemen devamında çaprazınızda da Ulu Cami kalmakta. Bursada olduğu gibi burada da tam şehrin göbeğinde olduğunu söyleyebilirim.
Zinciriye Medresesi : Taşa Kazınmış Bilgelik
Zinciriye Medresesi, 1385 yılında Artuklu sonrası dönemde, Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırılmıştır. Medrese, Mardin’de Moğol istilalarının ardından tekrar yükselen ilim ve kültür hareketinin bir sembolüdür.
Adını ise halk arasında, Melik İsa’nın burada zincire vurularak hapsedildiği rivayetinden alır. Bu yüzden “Sultan İsa Medresesi” olarak da bilinir.

Çok yoğun ziyaret edilen bir bölge. Popüler olan 2 medresen biri olan Zinciriye Medresesi, içerisinde avlu, cami, türbe gibi pek çok yapıyı da barındırıyor.

Aynı zamanda içeri girdiğinizde bir çeşme mevcut. Bu çeşmenin “insan hayatını” temsil ettiği söyleniyor.


Özetle
Doğu turumun 2. şehri olan Mardin, gecesiyle gündüzüyle bende apayrı bir yere sahip olacak. Tarihi sokaklarda gezmek, sokaklarında hoşgörülü insanlarıyla sohbet etmek, konaklarda maznara eşliğinde kahvenin tadını çıkarmak çok güzel bir deneyim oldu.
Mardin Gezi Rehberi yazımda mümkün mertebe nereler “olmazsa olmaz” gidilmesi gerektiğini listeledim. Daha detaylı bir anlatım istenmesi halinde, yazımı ilerleyen dönemlerde daha da güncelleyebilirim 😇


Comments (4)
Mustafasays:
27 Aralık 2025 at 19:30hiç gitmedim ama bu yazıdan sonra ciddi ciddi plan yapasım geldi. fotoğraflar gözümde canlandı, kalemine sağlık 🌞
Haemossays:
27 Aralık 2025 at 10:08Belki bu mevsimde Mardin gezisi biraz daha zor olur ancak ilkbaharda kesinlikle gitmenizi tavsiye ederim🌞
şerminsays:
11 Ekim 2025 at 19:31bi blogda bu kadar detaylı bi rehber görmek zor. hem samimi hem de bilgilendirici olmuş, turistik değil de yerel bi gözle yazılmış gibi
Haemossays:
21 Ekim 2025 at 08:10Mardin konusunda düşüncelerim çok güzel, bu yorum ondan da güzel çok teşekkür ederim. Gezmeye ve kitap okumaya devam ettiğim, Rabbim ömür verdiği sürece de yazmaya devam edeceğim inşallah 🙂