Press ESC to close

Mükemmel, iyinin düşmanı – mı?

Çoook uzun zaman öncesinde başlayan, henüz yeni fark ettiğim bir konu üzerine bu yazım. Serüvenin başlangıcı çok öncelere dayansa da; Eduvesta ile arşa çıktı farkındalığım. Bu, apayrı bir hikayenin kilit cümlesi olacak ancak henüz vakti var. Bu yazımda sizlerle Mükemmel, iyinin düşmanıdır üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Le mieux est l’ennemi du bien.

Voltaire’nin bu sözü üzerine muhakkak yazılmış çokça aforizma vardır ancak bunu çocukluğumdan bu yana yaşamak bambaşka bir seviyeye taşımama neden oldu.

Yazılıma başladığım dönemde ilk denediğim projelerin üzerinden yıllar geçti. Ancak o dönemde “Şunu çalıştırdığımda hata alırsam, en iyisi tekrar optimize edeyim” diye bir alışkanlık kaldı. Günlük hayatımda da pek çok noktada daha iyi hale, mükemmele nasıl ulaşabilirim diye düşünürken, bir noktadan sonra bu huyumun aslında beni zaman geçtikçe “sömürmeye” başladığını fark ettim.

Hatta şöyle ki; bu konuyu yazmaya çalışırken muhtemelen bir kaç iş daha başımdaymış ve bu metin taslak halinde tam 2024 yılından bu yana beklemiş ☺️

İlkokul döneminden bu yana devamlı olarak yapacaklarımı daima en iyi yapmak gerektiğini, yoksa hiç bir anlamı olmayacağını düşündüm. Ancak geriye dönüp şöyle bir baktığımda; bu düşünceyi nadiren halının altına süpürüp riskler almışım, iyi ki de almışım. Zira çocuk yaşımdan itibaren cesaret ederek o riskleri almasam, belki de şu anda bu kadar iyi bilgisayar kullanamayacaktım. Sadece bilgisayar kullanımı gibi düşünmenizi istemiyorum; liseden üniversite hayatının ortalarına kadar bu işten harçlığını çıkaran bir öğrenciydim.

Mükemmeliyetçi olmak

Mükemmeliyetçi olmak, toplumda hep kabul görmüş bir özellik. En azından çevremde daima mükemmel işler çıkaran insanlar var. Ya da bana öyle geliyor. Ancak Oğuz ATAY’ın “Tutunamayanlar” isimli kitabında şöyle bir kısım var;

“Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”

Ben de aslında bir noktada bu alıntıdaki endişelerin olduğunu fark ettiğimden beri bunu onarmaya çalışıyorum. Tabii ki her konuda mükemmeli hedeflememiz gerekir. Ancak bazen, mükemmele giden yol için önce bir “iyi” durağına uğramalı insan. Burada biraz soluklanmalı, bazı geri bildirimler toplamalı ve ardından tekrar gücünü toplayıp mükemmele ulaşmalı.

İyi treni ve mükemmel istasyonu

Aklınızda harika bir fikir var. Bu fikri öylesine beğendiniz ki, adeta aşık oldunuz. Hemen notlarını aldınız ve işe başladınız. Zihin öylesine kusursuz bir “makine” ki, siz onu nasıl beslerseniz çok hızlı şekilde adapte oluyor. Eğer siz ona doğru hobilerle düşünmeyi öğretirseniz, siz beğendiğiniz fikir çalışmaya başladığınız anda binlerce farklı türevini de üretmeye başlar.

Fikrinizi hayata geçirme yolunda çok güzel yollar kat ettiniz. Ancak o da ne ? Aklınız karışmaya başladı ! Devreye hemen yan yollar girdi, bir noktada çevrenizden öneriler almaya başladınız. Tam MVP ( Minimum Viable Product ) sürülecekken, çevrenizdeki yorumlar kafanızı karıştırdı. Lansmanı erteledikçe ertelediniz. Bir noktada bu durum öyle bir hal aldı ki; ürün sizin fikriniz olmaktan çıktı 😅

İşte burada devreye “iyi” treni giriyor. Sizin yaptığınız pazar araştırmalarının doğruluğu, talebi ölçmeyi sağlamak için. Burada fikrinizi gerçekleştirdiğiniz anda bunu iyi trenine yüklüyoruz. Ve ardından mükemmel istasyonu için yola çıkıyoruz.

Yoldaki her bir durak, bizim geri bildirimler aldığımız noktalar olacak. Belki de zaten mükemmel olan bir şeydir bizim iyi dediğimiz. Belki de çoktan varmak istediğimiz yerdeyizdir. Ancak o “acaba” soruları yüzünden, henüz daha yayına alınmadan projeyi çürüten mükemmel peşinde koşmak bunları görmeyi imkansız hale getiriyor.

Günlük yaşamdaki örnekleri

Örneğin karnınız acıktı ve yemek yapacaksınız. “Ben yemek yapmayı bilmem ki” diyerek dışarıya yönleniyorsanız; çok şey kaçırıyorsunuz. Zira kimse anasının karnından aşçı olarak doğmuyor. İlk başta yumurta kırmakla başlayan bu süreç, kendi yaptığınız şeyleri başkalarına servis etmeye kadar evrilebiliyor. Bu yüzden biraz güven, biraz da özveri bence her türlü şeyi çözecektir 😇

2024 yılından bu yana şöyle bir baktığımda ne çok projeyi bırakmak zorunda kaldım. Zira öylesine didik didik ettim ki; sonunda enerjim kalmadı ve devrettim. Yıllar içerisinde aslında bunun mental olarak yorduğunu fark etmemle beraber, bu yazıyı yeniden gündemime aldım. Eğer sizlerin de böyle bir maceranız var ise; tez vakte mükemmele ulaşmanın iyilikten geçtiğini ve onun için de derhal atılım yapmak gerektiğini unutmayınız efendim 😇

Haemos

Merhaba ! Kitap önerileri, gezilecek yerler ve farklı aktiviteler hakkında yazılar yazıyorum. Burası da benim güncem.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir